arşiv

yazılar buna göre etiketlendi; ‘liderlik’

Dokun Onlara

Perşembe, 14 May 2009

hable-con-ellaGaliba Almodovar’ındı film. “Hable con Ella”, Konuş Onunla. Ordan aklıma geldi. Burdan hangi konuya geçeceksin dediğinizi duyar gibiyim. Yok, film eleştirisi yazmayacağım. İnandığım liderlik biçiminden bahsedeceğim. Dolaşarak ve dokunarak yönetim. Yaklaşık 12 yıldır çalıştığım şirketin MBA programlarına girmiş bir yönetim felsefesi var (HP Way). Bu felsefenin en önemli bileşenlerinden biri dolaşarak yönetim (Management by Wandering Around). Yani tarzı ben keşfetmedim, öğrettiler. Ama ben de çok kucak açtım, benimsedim. Ana felsefe cephede askerlerle beraber olmak, aynı havayı solumak, omuz omuza sahada neler döndüğünü anlamak, hissetmek. Bunun için temel gereklilik kendi köşenden, ofisinden kendini dışarı atmak, şirketin koridorlarını arşınlamak. Yapay olmayan, samimi bir merakla çalışanlarla konuşmak, sohbet etmek. Bu sohbetler benim diyen anketden, analizden, toplantıdan daha değerli. Antenler açık bir şekilde sadece dinlememek aynı zamanda da gözlemek. Bu sohbetlerden, ayaküstü konuşmalardan neler çıkıyor, neler. Kritik aksiyonlar, gizli liderler, acil değiştirilmesi gereken uygulamalar, vs, vs.

İnsanlar ilk başta kendilerini açamıyor, tutuk davranıyorlar. Ama zaman içerisinde onlar da rahatlıyor ve paylaşmaya başlıyorlar. Şirketin Derin Organizasyonuna tam giriş. Yani şirketde işler aslında nasıl dönüyor, bilgi nasıl oluşuyor ve dağılıyor, kağıt üzerinde güzel gözüken iş akışları gerçek hayatta nasıl akıyor, tüm bunlar yavaş, yavaş malum oluyor, perdeler kalkmaya başlıyor. Kullanmasını bilen Lider için büyük güç. Bedeli açık olmak ve çalışanlara dokunmak için düzenli zaman ayırmak, hiç bir fırsatı kaçırmamak. Tahtından inmiş, statüsünü tahtında bırakmış, gerçeklik ile ilişki kurma konusunda samimi bir karar verici, sürükleyici. Zorlukları var mı, var. Ama zorluklarına değer.

Daha önce yazdığım Organizasyonların Çakraları açısından da dolaşarak ve dokunarak yönetim çok kritik. Kağıt üzerindeki yapıyı değil de, gerçek hayattaki yapıyı anladıkça iletişim nerde tıkanıyor, enerji nerde bloke oluyor, çakraların hangisinde problem var anlıyorsun. Liderin işi zaten çakraları açmak, geri kalanını organizasyon hallediyor. Bunu değil de sınırlı sayıda yönetici ile teması, kağıt üzerindeki yapıyı gerçek hayat zannetmeyi tercih edersen işin zor. Bir yöne gidiyorum zannederken, bambaşka bir noktada uyanabilirsin.

Liderlik Üzerine Denemeler , , ,

Fenerbahçe’de Neyi Merak Ediyorum?

Pazartesi, 09 Mar 2009

chelsea_erol_benSıkı bir Fenerli olarak son 2 maçta Sivas’ı, yani lig liderini darmadağın edişimiz hoşuma gitti tabii ki. Arkasından seyrettiğim Kayseri maçında da gördüğüm kadarı ile takım yeni bir ritim oturttu. Daha tempolu, daha savaşkan, daha yardımlaşmalı, ama en önemlisi kazanmak için oynuyorlar. Bunun ardında bir çok neden arayabiliriz tabii ki. Türkiye’de ki yaygın odak alanı takım tertibi ve dizilişi biliyorsunuz. Alex’i forvet arkasına kaydırmak, Semih’i forvete koymak, Emre’yi göbekte oynatmak gibi hamleler bence de takıma ciddi katkı sağladı, sağlıyor. Sonra belli ki kondisyonerlerimizde iyi iş yapıyor. Takım kolay yorulmuyor ve tempoyu düşürmüyor. Başkanın meşhur takımla konuşmaları ya da uyarılarına da atıftfa bulunanlar eminim vardır.

Bence bütün bunların rolü olmakla beraber, değişen bunlarla sınırlı değil. Takımın havası, ruhu, birbirine inancı değişmiş. Oyuncuların gol sonrası sevinçlerinden, gerginliğe varan hırslarından, hatta zaman zaman -Alex dahil-kendilerini kaybetmelerinden belli ki, takım yeniden “kaybetmeyi reddetmeyi” öğrenmiş. Peki böyle düşünüyorsan neyi merak ediyorsun diyeceksiniz. Merak ettiğim şu. Bunu kim yaptı, bu liderliği kim gösterdi? Benim de içinde bulunduğum iş alemine dönük tüm akademik çalışmalar gösteriyor ki, insanlar birincil olarak liderleri için çalışıyor, başarı için onları en çok doğru ve güçlü liderlik motive ediyor. Bunun için de çalışanlar (takım) ve lider arasında güçlü bir duygusal bağ kurulması, kurulabilmesi hayati önem taşıyor. Benim Fenerbahce ile ilgili gözlemim takım ile lider -yani Aragones- arasında bu bağın tam olarak kurulamadığı yönündeydi. Acaba bir şekilde Aragones -belki liderlik tarzını da uyarlıyarak- bu bağı kurmayı mı becerdi, yoksa futbolculardan biri bu işi üzerine alıp, bu liderliği ortaya koydu ve takımın ruhunu, DNA’sını mı değiştirdi? İşte bunu merak ediyorum…

Liderlik Üzerine Denemeler , , , , ,

Organizasyonların Çakraları

Çarşamba, 11 Şub 2009

Son zamanların dillere en çok pelesenk olan konularından biri de ‘Liderlik’. Hakkında inanılmayacak kadar çok yazılıp çiziliyor, bir o kadar da merak ediliyor, okunuyor. Tabii tanım sayısına da yetişmek mümkün olmuyor. Bu konuda neredeyse sayısız perspektif var ve bir çoğunda da ciddi doğruluk payı bulunuyor. Ben de bugün bu konuda sıramı savayım ve kendimce bir ‘Lider’ tanımı yapayım istiyorum. Bu tanımda okuduklarım, gözlemlerim kadar, bilfiil kendi yaşadıklarım da rol oynuyor.

Bana göre Lider ‘Organizasyonun Çakralarını Açan Adam’ dır. Benim gibi Tai Chi ve benzeri uzakdoğu felsefesi, uygulamaları ile ilgilenmişseniz bilirsiniz, uzakdoğu yaklaşımlarının temelinde insan vücudundaki enerji noktaları ya da düğümleri (çakralar) vardır. Tahminen bu konuda görüş farklılıkları vardır ama benim bildiğim kadarı ile insan vücudunda 7 ana, 21 tane de yan çakradan söz etmek mümkün. Sonuçta bu çakralar vücutdaki enerji akımını düzenliyorlar ve çakralar sağlıklı, düğümler açıksa başka, kapalı ise başka bir insan oluyorsun. Enerjik, sağlıklı, pozitif ve değer yaratan bir birey olmak için açık çakra şart.

Bence şirketlerin de ilişki ve iletişim ağlarına -resmi olana değil de, gayrıresmi, gerçek olana- baktığınızda, çakraları olduğunu göreceksiniz. Şirket içi ilişki ve iletişimin yoğunlaştığı bu noktalardaki tınanıklığı açmak, organizasyonun enerjisi önündeki duvarları yıkıyor ve birlikteliğin kas gücünü ciddi arttırıyor. Lider’de, kendisi mükemmel olan değil ama takımı, organizasyonu mükemmele taşıyan insansa, işe bu çakraları doğru tespit etmekle başlamalı. Sonra da hangileri tıkanık, hangilerinde problem var hızlıca belirlemeli. Son adımda tınanıklık gösteren, problem olan noktaları açacak stratejileri belirlemek ve hayata geçirmek. Benim gördüğüm kadarı ile bunu yapabilen lider organizasyonda o veya bu nedenle saklı kalmış potansiyeli harekete geçiriyor ve bu kısa vadede olmasa bile orta vadede muhakkak sonuçlara yansıyor. Eninde, sonunda tüm organizasyonların ana maddesi insan. Lider hiç bir koşulda bunu unutmayan, unutmayacak kişidir bana göre.

Kategorilenmemiş , , ,