AKLIMDAN GEÇENLER

Blog sayfama hoş geldiniz...

Arafta. Zihnen ve kalben. İş ve hayat, sorumluluk ve tutku, rol ve oyuncu arasında. Aile. 2 tatlı cadı. Biri kara böcek, biri pamuk hanım. Bir de büyük versiyonları var. Koşturmaca ve yoğun tempo. Vakit buldukça bu blogda soluklanmayı planlıyorum. Artık nasıl bulacaksak o vakti...

27 Şubat 2011 Pazar

Yarın Çok Geç Olacak3 Yorum Var

262_cropped1İçimi kemiren duygu bu aralar çok sık karşıma çıkıyor. Kızlar büyüyor ve ben gerçekten onlarla bu süreci paylaşıyor, yaşıyor muyum? Yoksa zaman hızla ellerimin arasından kayıyor ve ben de bir daha asla geri gelmeyecek anları ıskalıyor muyum?

Sadece fiziksel olarak orda olmaktan bahsetmiyorum, elimden geldiğince evde olduğum zamanı maksimize etmeye çalışıyorum. Ama zihnen ve ruhen orda olma konusunda kendimden hiç emin değilim. Bir çok kereler kendisi evde, zihni ve ruhu başka bir gezegendeki birisi halinde yakalıyorum kendimi ve bundan hiç de hoşnut olmuyorum. Bu alemin içindeki işadamları, profesyonel yöneticiler olarak hepimiz şunu biliyoruz. Herşeyin muhakkak bir bedeli var, her seçim bir anlamda bir vazgeçiş manasına gelir. Ama daha iyi bir denge sağlamak mümkün olabilir, aslında içten içe bunu da biliyor, yapmak istiyoruz. Hem başarıyı devam ettirmek, hem kariyer gelişimine devam etmek, hem de aileye ve kendine ayırdığın zamanı biraz daha arttırmak, biraz daha iyi organize olmak aslında olanaksız değil.

Çorlu’da HP üretecek Foxconn fabrikasının açılışı için geçen hafta benim de çok başarılı bulup, beğendiğim bir Kıdemli Başkan Yardımcımız Türkiye’deydi. Yediğimiz akşam yemeğinde konu döndü, dolaştı çocuklarına geldi. Her hali ile çocuklarının dönüştüğü kişilerden memnun olduğu, onlarla gurur duyduğu belliydi. Ama gayet başarılı bir kariyer sonucunda, oldukça iyi bir mali duruma erişmiş olmasına rağmen, içi çocuklarına gerçekten ayırdığı zaman konusunda rahat değildi. Bana kızını bir kere bile okuldan alamadığını, oğlunun hemen hemen tüm doğum günlerinde seyahatte olduğundan yakındı. Anladığım kadarı ile büyümüş ve babalarının onlara verdiği özgürlükten ve sevgiden memnun olan çocukları, iş böyle anlardaki hatıralarına geldiğinde, babalarına geçmişi anımsatmaktan hiç geri kalmıyorlar, orda olmadığı ona hatırlatıyorlardı. Bana tam olarak şunu söyledi ” Eğer her ay bir, iki kere kızımı okuldan alsaydım, bazı seyahatlere bir gün geç çıkıp, ya da bir gün erken gelip, oğlumun doğum gününde olsaydım ne kariyerim, ne de HP’ye katkım daha kötü olurdu”.

Ne gerçekten başarı için gerekli, neyi aslında kendimiz yapıyoruz, zamanımızı ve önceliklerimizi nasıl organize ediyoruz, tekrar tekrar bakmamız, sürüklenmemiz gerek. Söylemesi kolay, yapması zor. Ama yarın hakikaten de çok geç olabilir.

Etiketler: , , , , ,
10 Şubat 2011 Perşembe

Yönetici olunca ne yapacaksın?1 Yorum Var

yeni-yonetici1Önce ilk şoku atlatacaksın. Daha düne kadar burun kıvırdıklarından biri şimdi sen oldun. Alışacaksın. Eleştirmenin tatlı ağırlığı artık başkalarına ait, sen sorumluluk taşıyacak, çözüm bulan olacaksın. Liderliğini kabul ettireceksin. Dayatma ile olmaz, insanları kazanmanın yolunu bulacaksın. Eğer çocukların varsa, ebeveynlik ile yöneticilik arasındaki ortak noktaları hızlıca fark edeceksin. Edersen işin kolaylaşır. Bir defa devamli izlendiğini bileceksin. İnsanlar söylediklerine değil, yaptıklarına bakacaklar. Sonra da senin yaptıklarını yapacaklar. Dikkatli olacaksın, boş bulunmayı unutacaksın. Rol modelin sadece son moda ve teorik bir ifade olmadığını yaşayarak öğreneceksin. Sinirlenecek, dişlerini sıkacak, öfkeni kontrol edip, gülümseyeceksin.

Arada kalacaksın. Patronla, çalışanlar arasında. İş ortakları ile kendi satış organizasyonun arasında. Tedarikçiler ile satın alma organizasyonu arasında. Yöneticin ile sana direkt bağlı kişiler arasında. Tost olmaya alışacaksın. Hani o sık kullanılan laftaki gibi zevk almaya çalışacaksın. Şirketin bakış açısı diye bir şey olduğunun farkına varacak, iyi anlamaya ve anlatmaya çalışacaksın. İnsanlarla uğraşmanın hem dünyanın en keyifli, öğretici, geliştirici şeyi olduğunu görecek, hem de dünyanın en zor işinin dayanılmaz ağırlığını omuzlarında hissedeceksin. İletişim kanallarını hep açık tutacak, ulaşılır olacaksın. Her problemi çözmeye, her sorunu ortadan kaldırmaya, her değişikliği hayata geçirmeye gücünün yetmeyeceğini gördüğün zaman demoralize olmayacaksın, yapabileceklerine odaklanacaksın.

Sahi hala Yönetici olmak istiyor musun?

16 Ocak 2011 Pazar

Şirket Kültürü mü?4 Yorum Var

company-culture1Nedir bu, yenilir mi, içilir mi? Ne yenilir, ne içilir ama bir şirketi orta ve uzun vadede başarılı kılan esas unsur şirket kültürüdür. Tanımlamak kolay mı, değil. Strateji desen değil, organizasyon desen değil, iç politikalar, uygulamalar belki ondan doğuyorlar ama onlar da tam olarak değil. İnsanlarının genel hali, davranışı, yaklaşımları kültürle biçimleniyorlar ama bu da daha ziyade bir sonuç, sebep değil. Aynı toplumsal kültür gibi yazılı olmayan işaretleri, dili, ilkeleri, değerleri var. Şirketi bir insana benzetirsen çekirdek karakter ve değerler sistemi diyebiliriz belki. Ne zaman oluşuyor diye bakarsak, çoğu şirkette kuruluşa kadar gideriz. Geçen gün bir eğitimde öğrendiğim gibi, insanların çekirdek karakteri de büyük çoğunlukla 0-4 yaş arası oluşuyormuş, bir paralellik var yani. Kurucular bir ruh üflüyorlar şirkete, o çekirdek DNA’yı oluşturuyor ama ilerleyen zamanda çok karmaşık bir yönetim, çalışan, çevre etkileşimi ile gelişiyor, değişiyor bu yapı. Yaşayan bir organizma ama kolayca kontrol edilemiyor ve boyunduruğa alınamıyor. Her türlü değişim önce kabulle başlayabiliyor ancak.

Liderin en önemli görevlerinden biri şirket kültürünü iyi anlamak ve sağlıklı analiz edebilmek. Korunması gereken taraflarını en agresif şekilde korumak, kısa vadeli başarılara, kazanca kültürü asla feda etmemek. Sağlıksız veya zaman içinde sağlıksızlaşmış taraflarını da -eğer varsa- tespit ettikten sonra çok iyi hazırlanmış bir stratejik değişim programı ile dönüştürmek üzerinde çalışmak. İçeriden gelen liderlerin genelde bilmek ve anlamak tarafında, dışarıdan gelenlerin de tespit ve değiştirme perspektifi konusunda genelde avantajları oluyor. Her türlü paydaş lideri kültürün bir numaralı uygulayıcısı, sahiplenicisi olarak görmek istiyor, bunu göremediği zaman kafalar ve uygulamalar karışıyor. Kültürü ile uyumlu bir stratejisi, stratejisi ile uyumlu bir organizasyonu, ve ortak değerlerle biçimlenmiş bir icraatı olan şirketleri durdurmak kolay olmuyor, er ya da geç hak ettikleri yere geliyorlar. Tabii iş öyle bir şirketi ve şirket kültürünü yaratabilmekte…

Etiketler: , , , ,